| Ana Sayfa |        | Künye |        | Reklam |        | İletişim |        | Üyelik |        | Forum | 05 Eylül 2010 Pazar
ARŞİV
 
[ Gelişmiş Arama ]
   Diğer yazılar
"İçerideki" arkadaşımın mektubu
140 milyon kadına "sünnet" işkencesi
8 Mart, tatil istemine BDP den tam destek
Erdoğan“ın TEKEL çıkışı ya da AKP“nin „tek“eli
Türkiye kadına yönelik şiddet ülkesi
JİTEM yok diyenlere belge
İntahar Mı Cinayet Mi ?
Derneğimle Uğraşma, Katilleri Yakala
Bu Filmi Bütün Ebeveynler İzlemeli ! !
Evdalê Zeynikê
Peki Ya Kürdün Balyozu
Mutluluk anlarda gizli
Evrim Alataş: Son gördüğüm dağ Bêzar”dır; öldüğüm dağ Bêzar
2010-04-12 21:21  
Şarkıda diyor ya “Şukriyê min bê biharê”, yok hayır, benim adım Şükrü değil, Fidel”dir. Hemen anlatayım meseleyi… 1976”da doğdum, Malatya”da. Tabii o zamanlar devrim havası esiyordu memlekette. Adlarımızı da o havanın tesiri ile koydular.

Kimimize Stalin, kimimize Lenin… Bana da Fidel düştü. Ama ortaokul yıllarında devlet ailelerimize dava açtı. İsmimi Şükrü olarak değiştirdiler. Fakat yeni ismim sadece cebime bir türlü sığdıramadığım kimliğimde yazılı kaldı. Hiç kimse bana Şükrü demedi. Şarkıda Şükrü denmesine de bozuldum, yalanım yok.

Nereden başlayayım, size bu “Çîyayê Bêzar” şarkısının hikayesini nasıl anlatayım… Yani bizim hikayemizi… Biz Malatya”da bir grup gençtik. Çoğumuz dersane öğrencisiydik. Sene 1994”tü. Her yer hareketliydi. Dağların tümü… Herkes kendisine dağ seçiyordu. En çok herkes dağların adını biliyordu. Ben, biz, yeşil bahçelerde, kayısı ağaçlarının arasında büyümüştük. Hepimiz daha yeni yeni sararan kayısılar gibiydik. Çok genç. Çekirdeklerimiz kararmamıştı bile. Biraraya gelip gülüşür, tartışır, planlar yapar, hayaller kurardık. Çekirdeklerimiz kararmamıştı ama gözümüz karaydı.

Bu bahsettiğim grubun içinde dersane öğrencileri vardı, bizim köylü arkadaşlar, başka köylerden gençler… Biz de kendimize dağı seçmiştik. Çoktandır dağ başlarında düşlüyorduk kendimizi. Fırsat kolluyorduk. Derken, bizim köylü olup da çok önceden dağa giden İrfan”ın yakınlarda bir yerlerde olduğunu, komutan olduğunu duyduk. Kimler gidecekse gitsinmiş. Ben de yükümü tuttum. Kimselere söylemeden, kuzenim ve köydeki diğer arkadaşla beraber, ayrı bir koldan vurdum Adıyaman yoluna.

Mayıs”tı, bahardı, yeşildi, çiçekliydi her yer. Yol boyu dereler coşmuş, kuzular etrafa salınmış, her yeri çiçek ve tabiatın yeni yüzünün kokusu sarmıştı. Bindiğimiz dolmuş süzüle süzüle vardı Adıyaman”a. Her şey gizlilik içinde; her şey heyecan, istek, kaygı, coşku… Her şey iç içe… Derken vurduk bir köy yoluna. Gittik ki ooo, herkes orada. Bekliyorlar. Bizden önce gitmişler. Sayımız epey arttı. Sonra beklemeye başladık. Bizi İrfan ile buluşturacak olan aracıdan gelecek haberi…

Bir gün sonra dediler ki bize “Haydi kalkın, gidiyoruz”. Vay be! Demek ki gidiyoruz. Tabii biz böyle kendi heyecanımıza boğulmuşken, arkamızda tenekeler çalınmaya başlamış bile. Devlet istihbaratının herşeyden haberi varmış. Neyse, toplanıp yürümeye başladık. Yürü babam yürü. Yol bitmez, güç biter. Köy çocuğu olsak da, kayısı çocuğuyuz biz, dağ çocuğu değiliz ki. Genciz genç olmasına da, yine de enerjinin bir sınırı var. Sözü uzatmayayım. Vardık İrfan ile buluştuk. Başkaca bir iki gerilla daha vardı yanında. Epeyce heyecanlandım. Bir geceyi onlarla bir mağarada geçirdik. Yeni hayata adım atmıştık artık. 17 Mayıs gecesiydi.

18 Mayıs günü erkenden uyandık. Bundan sonrası yürüyüştü. Eğitim kamplarına ulaşıncaya kadar yürüyecektik. Dağ başlarının serinliği sarhoş etmişti beni. Doruklarda kar birikintileri kalmış ama hemen başında bakıyorsun bir çiçek boy atmış. Demek böyleymiş dağ başında olmak. Mağarada uyuyup, şafakla uyanmak…

Yürümeye başladık. Hepimizde başka bir ruh hali. Hepimizde başka bir dinçlik, başka bir yorgunluk. Karışık mı kafam? Yok değil. Meraklıyım şu anda. Ne kadar gideceğiz, nereye gideceğiz, orada kaç kişi var, ne kadar eğitileceğiz, sonra nereye gönderileceğiz?..

Bir ara uçak sesleri geldi, F-16. Saklandık. Tesadüftür dedik. Yürümeye devam ettik. Uzaktan çobanlar gördük. Sürüleri yoktu ya, yine de işgillenmedik. Onlar gözden kaybolunca, yine devam ettik. Derken açık bir yerdeydik. Bu sefer helikopter sesleri gelmeye başladı. Daha şaşkınlığımızı atamamıştık ki helikopterler göründü. Bunlar da neyin nesi şimdi? Bu düzlük yerde, kaçacak, sığınacak bir parça bir şey yokken al sana helikopter. Birkaç kişide silah var sadece. Hepimizde olsa ne yazar! Açık arazi.

Adamlar bizi bombaladılar. Taradılar. Öldük…

Bêzar dağının yamaçlarında, 18 Mayıs günü öldüm.

Ölülerimiz tek tek sürüklendi.

Bir kamyon kasasına doldurdular bizi. Alıp Adıyaman”da jandarma merkezine götürdüler. Üst üste yığdılar. Annem erken duymuş. Gelip ölümü kurtardı. Diğerleri o gece kaldılar. Onların anneleri, yarım yamalak alabildi ölüleri.

Budur benim hikayem, budur işte Bêzar”ın hikayesi.

Şükrü değil, yok hayır, Fidel”di benim adım.

* Adıyaman”da 17 Mayıs 1994 tarihinde, çoğu yeni katılım olan yaklaşık 28 PKK”li kimi anlatıma göre ihbar sonucu, kimi anlatıma göre ise itiraf sonucu, Türk devlet güçleri tarafından kimyasal silah ile katledilirler. Tanınmaz hale gelen cesetleri ise Adıyaman belediye mezarlığında bir çukura gömülür...

* 20 Aralık 2009/Özgür Politika/EVRİM ALATAŞ
291 defa okundu


Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Yazdır
Yorumlar (0)


    Diğer Başlıklar
21:21     Evrim Alataş: Son gördüğüm dağ Bêzar”dır; öldüğüm dağ Bêzar
21:35     İntahar Mı Cinayet Mi ?
23:35     Has..trin
05:27     Oralar Allahın öldürüldüğü yerlerdir...
 

Evrim Alataş: Son gördüğüm dağ Bêzar”dır; öldüğüm dağ Bêzar

Evrim Alataş vefat etti

İçimizdeki Sevgi

"İçerideki" arkadaşımın mektubu

140 milyon kadına "sünnet" işkencesi

8 Mart, tatil istemine BDP den tam destek

HÜSNA ÇALDIR
Evrim Alataş: Son gördüğüm dağ Bêzar”dır; öldüğüm dağ Bêzar
EVRİM ALATAŞ
"İçerideki" arkadaşımın mektubu
HASRET BİRSEL
Evdalê Zeynikê
AYŞE HÜR
Darbeliğin miladı: Babıâli Baskını
BESÊ ASLAN
Hükmünden geçen söz: Kürtler

   SİZDEN GELENLER

Sonrasını Düşünme Hiç!

BDP ye üye olalım

   SİZİN ŞİİRLERİNİZ

Sürgün

Und du bist nicht allein

   EN ÇOK OKUNANLAR

  

Eflatunyarim
Teylo FM

www.tijiroj.com
© 2010 - Bütün hakları saklıdır.

tijiroj.com