|
|
|
|
|
|
2010-02-13
21:03
|
Duygu ve düşüncelerimizi çok zor ifade ederiz birbirimize. Bazen yan yana olurken dahi, birbirimize anlatamayız ne istediğimizi. Bazen de, bir çift laf yerine birbirimizin gözlerinin içine bakarak anlatırız içimizde var olan her şeyi. İşte bu yüzden, anlamak ve anlatmak bu denli zor ve bu denli de kolay.
Ancak insanlar, bir çok yerde ve çoğu zaman anlamaz yada anlamazlıktan gelir karşısındakini. Bu yüzden hep acı çektiririz birbirimize durduk yerde… Acı içinde kıvranan ben ve acı içinde olan o… Gözlerimizdeki parıltı aynı, aramızda ki, fark nedir o halde…
Sevgiyi alıp götürmüş birileri sanki uzaklara… Taaa uzaklara…. Geri gelmesi yakın mı bilinmez. Nicedir takılır dururuz yinede sevginin peşinde…Kaybettiğimizi arar gibi… Ve yeniden öğrenmeye çalışır gibi.
İçimizdeki duyguları bazen kırıp sonra da çözmeye çalışırız. Sevginin gerçekten hangi duyguları ifade ettiğini anlamak için çabalar dururuz.
Sevgi anlaşılmaz sözcükler mi?
İçimizdeki hırçınlık mı?
Aşkımızı ilan etmek mi?
Birbirimizin gözlerinin içine bakıp bakıp dalmak mı?
Yoksa birbirimize verdiğimiz değer mi?
Birbirimizi olduğu gibi kabullenme mi?
Bazen yorgun olsak, moralimiz bozuk olsa bile, birbirimize katlana bilme erdemliğini gösterip, birbirimizi dinleyebilme mi?
Yada aradığını bulmak mı sevgi?
İçimizdeki saf temiz, kirlenmemiş duygular mı?
Birbirimize insanca yaklaşmak mı?
Küçük bir çocuğun minik parmaklarına dokunma cesaretini göstermek mi?
Gerçekten NEDİR SEVGİ ?...
Çoğu zaman cevaplarını aramaya çalıştığımız soruları böyle sıralarız hiç bıkmadan, ama bir başkasının bıkmasını sağlayarak…Tabii soruların cevabı ise, her birimizin kendine göre… Bizim düşündüğümüzü düşünen başka birini bulmakta zorlanırız bazen. Bazen de düşündüklerimizi, büyük bir sevinçle ve coşkuyla paylaşacak birini ararız. Ama bulamayız. İçimizdeki büyük sevgi deryasına rağmen yaparız bunu. Oysa bizi anlayan birileri hep vardır yanı başımızda, biz fak etmezsek de ve görmesek de. Bu yüzden efkar dağıtırız çoğu zaman sevgi ve sevinç dağıtır gibi. Bazen de, unutulup gideriz koca şehirde, kaybolmuş gibi. Ama ne olursa olsun seni sevmeyen kadar, sevende kalır arkanda. İşte sevgi de bu olsa!... HİSSEDİLEN!...
Nedense hep, birbirimizi kaybedince arar ve değer vermeye başlarız. Karşımızdakinin ya sevgimizi hak etmediğini düşünürüz, yada sevilmeye değer olmadığını. Oysa kaybetmeden önce içimizdeki sevgiyi birbirimize göstermenin o kadar yolu var ki, hiç düşünmeyiz bile. Düşünsek de biz bile şaşırmadan geçe meyiz düşündüklerimize…
Yanımızdaki birine seni seviyorum demek kadar güzel bir şey olabilir mi? İnsanın yüreğinin derinliklerinden bu sözcüğü söylemesi büyük bir mutluluk yaşattırır insana.. Bunu söylemek kolay değil elbet. Bazılarımıza çok zor gelir. Ancak bir başlangıç yapmak gerekiyor her zaman. İstediğimiz gibi ve içimizden geldiği gibi sevginin hakkını vermeliyiz. Gerçek kişiliği sevgiyle bulmak insana huzur verir. Bu yüzden çok sevdiğimiz ve ona sevdiğimizi söyleyemediğimiz ama onu ne kadar sevdiğimizi bilmesini istediğim mutlaka birileri vardır çevremizde. Birden bire, hiç neden yokken ve aniden söyleyin. Bu inan ki, sizi çok mutlu edeceği kadar karşı tarafı da ummadığınız kadar mutlu edecektir…Hiç bir insan, biri tarafından sevildiğini duyduğunda somurtmaz…Ve sevinmeden duramaz… Sevginin gücü her şeyin üstesinden gelir…Ama içimizdeki sevgiyi dışarı çıkarır ve kullanmasını bilirsek..
Bize basit gelse de küçük şeyler, içimizdeki sevgiyi göstermeye yetiyor. O yüzden çok şey, yada büyük şeyler yapmaya gerek kalmaz, sevdiklerimize sevgimizi göstermeye… Ancak geç kalmayalım.. Yüreğimiz, bir dünyaya yetecek kadar büyük.Yeter ki, sevmesini bilelim….
Hüsniye Tüzün
|
| |
|
|
|
|
| |
|