|
|
|
Erdoğan“ın TEKEL çıkışı ya da AKP“nin „tek“eli |
|
|
|
2010-02-08
22:50
|
Aslında mesele çok uzun ve karmaşık... Yani meseleden kastım, AKP ve Başbakan Erdoğan politikaları... Taraf“ta yer alan Neşe Düzel-Mustafa Erdoğan söyleşisinden hareketle “hıı hıh, işte AKP böyle bir şey” diyeleniyorken, Tayyip Erdoğan meselenin sağlamasını hızla yaptı. Ankara“daki eylemci TEKEL işçilerine süre tanıyıp, ardından da “Bu paraya çalışacak binlerce insan var, beğenmiyorlarsa...” babında cümleler kurdu. Ki bu cümleler bir başbakandan ziyade, mevsimlik işçilerin başında bulunan “dayıbaşı”ların sözlerini anımsatıyordu: Çalışmazsan çalışma, adam mı yok!
AKP iktidarı ile kurduğumuz ilişkide pek çoğumuzu zorlayan bir damar olduğunu düşünüyorum. Bu damar, “Ya, fazla üzerlerine varmayalım, galiba iyi niyetlice bir şeyler yapmaya çalışıyorlar” şeklinde ılık ılık akıp gidiyor içimizde. Akıyor ama zaman da akıyor. AKP, bundan önceki iktidarların dile dahi getirmediği hadiseleri gündemine alabilme “cesaretini” göstererek, hepimizi de “esareti” altına almış oldu. Enteresandır! “Tamam, doktor çağırmayın, yemeğimi yiyeceğim söz!” diye evin içinde hepimizi debelendirip durduran çocuk gibi. Bir punduna getirip, unutturmayı başarıyor. Elimizde kaşık ve kâseyle kalakalıyoruz. Kocaman kocaman lafların altında bir biz eziliyoruz. İktidar, ettiği bu büyük laflardan bir dirhem ter tutmuyor. Tabii mesele bu da değil, mesele, AKP“nin ve kişisel olarak Başbakan Erdoğan“ın “memleket meselelerine” eğilirken kullandığı dil ve yaklaşım.
Erdoğan“da, hemen hemen her siyasi figürde karşılaştığımız “benim vatandaşım, benim işçim, emeklim” gibi kavramların daha bir “içsel” olduğunu söyleyebiliriz. Ama buradaki “içsel” vurgusu, tanışık olduğumuz anlamda bir “içselleştirme” değildir. Erdoğan, vatandaşın hakikaten kendisine “ait” olduğunu düşünmekte kanımca. Ve bu yaklaşım, iktidarın yurttaş ile kurduğu ilişkinin belkemiğini oluşturmakta. Bu dili, Erdoğan“ın “ananı da al git”inden tutalım, kömür dağıtımlarına kadarki yaklaşımların tümünde görebiliriz. Genel olarak köşe yazarlarının “hazımsızlık” ile açıkladığı bu dil bence bir yanıyla kişisel olduğu için görmezden gelinebilir, ancak bunun bir genel politika şeklinde cereyan etmesi, AKP üzerine daha analitik bir zekâyla gitmemizi gerektiriyor.
Evvela, AKP iktidarının zannedildiği gibi bir “liberal-İslam” altyapısının olmadığını, “ümmetçi” geleneğin devamcısı da olmadığını ve doğrudan kapitalist sermayenin sürdürücüsü olduğunu söyleyebiliriz. Fakat kapitalist sermayenin diline de hâkim olamadan iktidar sahibi olunduğu için, dil hepten ağızda şişmiş durumda. Bu nedenle ne ezilenlerle ne üretenlerle ne de açlık ordusu ile isabetli bir dil ve ilişki tutturabiliyor. Yoksullarla ilişkisini devlet-yurttaş kavramları üzerinden değil, sadakayı veren-alan ilişkisi üzerinden tanımlıyor. Neticede yoksula kömür veya çekyat dağıtmak, hak sahibine hakkını iletmek değil, devlet babanın çocuklarına harçlık vermesine dönüşüyor. Ha keza, sendikalarla, geçen 1 Mayıs“ta girdiği gerginlik, rüştün kanıtlanması, egonun tatmini gibi görünse de ezilen ve üretenle hiçbir kesişmesinin olmadığına da işaretti.
Son olarak TEKEL işçilerine dair Erdoğan“ın sözleri... Haftalardır eylem yapmaları, Türkiye gündemine girmeleri, trajedileri vs. bir yana. Bunlar belki onları ruh dünyamızda biraz daha ayrıcalıklı kılıyor. Fakat siyasi ve genel muhalefetin desteklerini almış olmaları anlaşılan pek de işlerine yaramadı. Önce Erdoğan“ın oklarına hedef oldular. Sonra da olan oldu. “Bu paraya çalışacak çok insan var, beğenmiyorlarsa giderler...” TEKEL işçileri nereye gitsin, Kürtler nereye gitsin ne bileyim, daha başka bir sürü kesim, kim nereye gitsin? Başbakan “benim ülkemde, benim kurallarımla, benim istediğim gibi yaşayacaksınız” diyor.
Başında da söylediğimiz gibi mesele karmaşık. Varsa umutlar, kırılsın istemez kimse. Ama bence AKP“den yana endişeye mahal yok. Hele de laik-sol ya da Kemalistler. İnanın bir şey çıkmaz. AKP“nin bu sistemin taşlarını yerinden oynatacak zerre kadar gücü ve kudreti yok. Enerjinizi başka şeylere harcayın. Tavsiyem odur.
Evrim Alataş
|
| |
|
|
|
|
| |
|