|
|
|
|
|
|
2010-02-01
21:52
|
HÜSNİYE TÜZÜN
Hayatımız boyunca hep acı çektiğimizi düşünürüz. En zengininden en yoksuluna kadar. Felek mutlaka bir şekilde yakalar bizi. Bizde başlarız “ hiç şansım yok ” demeye ve işte o zaman yaşama küseriz, tabii bazen kadere, bazen de çevremize… Biraz aksi, birazda inatçı oluruz. Kendimizi çok yalnız hissederiz. Adeta acı çekmekten zevk alırcasına hiç durmadan acı çektiririz bedenimize ve ruhumuza…
Ve sonra aramaya başlarız kafamızı kemiren soruların cevabını bulmaya “neden mutlu değilim ve neden ben ?”…. Kimi zaman bulamayız aradığımız cevapları, kimi zaman da bulduklarımız karşısında çözümsüz kalırız.
Oysa hayatımızda acı şeyler olmasaydı, mutluluk diye bir şey de olmazdı. Çünkü Mutluluğu var eden yada değerli kılan acı şeylerdir.. Bir düşünsenize hep mutluyuz. Peki mutlu olduğumuzu nasıl anlayacaktık.? Mutluluk neye göre olacaktı? Neye göre yaşayacaktık.? Tabii bunu söylerken acı şeylerin güzel olduğunu ima etmiyorum. Sadece acı şeylerin hayatımızdaki güzellikleri açığa çıkarmamızı sağladığını ve bazen de göremediğimiz güzellikleri görmemize yardımcı olduğunu söylüyorum. Bu yüzden uzaklardan gelmesini beklediğimiz bir sevgili gibi, mutluluğun gelmesini beklemek bence kendimize yaptığımız en büyük haksızlıktır.!
Mutlu olmak istiyorsak bu bize bağlı. Bir başkasından bizi mutlu etmesine bekleyemeyiz. Bu benliğimize büyük bir hakaret olur. Kendimizle mutlu olmayı başarmalıyız. Bunu da kendimizi kabullenmekle başlayacağız. Kendisiyle barışık olan bir insanın, yapamayacağı hiç bir şey yoktur… Mutlu olan bir insan her zaman dikkat çeker ve sevilir. Çünkü etrafına mutluluk yayar. Mutluluk yayan bir insan da hümanisttir. Ne kendisine, nede başkasına acı çektirmez…Bu yüzden önümüze çıkardığımız engelleri bir an önce bir şekilde kaldırmalıyız.
Sürekli bir mutluluk yok. Böyle bir iksir sanırım sadece masallarda olur. Aslında bizim aradığımız iç huzur olsa gerek. Yüreğimizden yükselip beynimize kadar tırmanan tarifsiz ve eşsiz bir duygu. Bu duygu, yaşama karşı olan doyumluluk hissidir.. Kendimizden, sevdiklerimizden, çevremizden ve yaptığımız işten memnun olmaktır. Başka bir değişle üretmektir mutluluk.
Evet mutluluğun büyük yada küçüğü olmaz. Mutluluk, mutluluktur. Küçük anlardan bile mutlu olmasını bilmek duygularımıza, kendimize ve çevremize verdiğimiz en büyük ödüldür. Mutluluğu yaşamak herkesin hakkı. Acı şeylerin içinde bile mutlu olacak bir şeyler bulmalıyız. Tıpkı, hiç neden yokken bile içimizi kaplayan beli belirsiz tarifi yapılamayan huzur. Küçük bir çocuğun gözlerine bakıp gülümsemek. Aniden başımızı kaldırıp gökyüzündeki maviliğe ve güneşe bakarken ciğerlerimize kadar derin bir nefes almak. Uzun bir süredir görmediğimiz bir dostun sesini duyduğumuzda yüreğimizde beliren heyecan. Sevdiğimiz insanın gelişini izlerken kalbimizin yerinde duramayışını fark etme. Yağmur yağarken topraktan yükselen kokuyu tüm bedenimizde hissetme. Ve daha birçok şey. İşte bu yüzden Mutluluk anlarda gizli…. Anlarda mutluluğu yaşamak ise bize bağlı. Mutluluk da avucumuzun içinde…
|
| |
|
|
|
|
| |
|